yine otobüsten merhaba...otobüs şirketi kontur olunca yazı yazmak zor oluo saolsun otobüs şöforu her bulduğu deliğe girio (kötü bi cümle oldu :)..bide dondurma servisi yapmadılr bu sefer ben çogalmasını istedim bulduğumla yetinmedim ya adamlar hepten kesti :) gorende hiç dondurma yemiyorum sancak :)
10 gün nasıl gecti bende anlamadım ama cana değdi bizim oraların tabiriyle...tüm kuzenleri hatta cocuklarını gördüm,öptüm,sevdim..bugün bu sene gelmeyeceğini söyleyen teyzem de sürpriz yapıp alamanyalardan gelince kadro tamamlandı sülalede görmediğim eleman kalmadı :) çok güzel bi duygu insanın birilerine ait olduğunu hissetmesi,onlara bağlanması,onları özlemesi..hele o kavuşma anı en büyük mutluluk..ailemizin en küçük ferdi berra,henüz 2 yıldır aramızda olmasına rağmen en çok özlenen eleman :) o da bizden biri olarak doğdu sanslı velet :)
böyle bir 1o gün..kalabalık,koşuşturma..yine bursa yolları göründü..ordaki hayatımı,ailemi de özledim çok..onlarda beni özlemişler bugun ayrı ayrı konutuk hepsiyle..gel diye bağırışıolardı bensiz çok sessizmiş ortalık :D gidiyoruz bakalım 2 hafta sonra yaz okulu da bitiyor...akıp gidiyor hersey hissettirmedn..
bu yaz okulu bana güzel şeyler kazandırdı..yeni bir dost kazandım hepsinden önemlisi..bu kelimeyi kullanmak beni korkutuyor aslında ama zaman gösterecek gercekten bu kelimeyi hakedip etmediğini..nasılsa bu tür hayalkırıklıkları yalama yaptı artık :) hem zaten bi önceki yazımdaki kabullenmeyi gerceklestirmemeye karar verdim..nedeni çok..bana vakit ayrılmayan zamanların nasıl geçirildiğini ögrenmem en önemli neden...dert değil ya bu tip olaylar bu saatten sonra..adam olmayanın hayatımda yeri yok bu kadar basit..canım görüşmek istemedi demesi saygı duyabileceğim bir sey gercekten ama duygu sömürüsü ve yalana tahammülüm yok...herneyse gereksiz bi konu..
scorpions always some where...güzel şarkı yolculuk için müzik sakin ohhhhh...huzur doldum birden :)
camdaki yansımam çok güzel görünüo şuan........................................
28 Temmuz 2009 Salı
26 Temmuz 2009 Pazar
kırık,bozuk,çürük belkide yumuşak
planlandığı gibi geçmyen bir günün sonuna yaklaşmaktayım...kalbimi kıranlar tamir etmeye çalışıyor.. ilk zaman ki gibi katı olamıyorum böyle durumlarda..ne kırgınlığım geçiyor ne kızgınlığım kalıyor..ikisinin ortası garip bir ruh hali..bi tarafım hayır yumuşama yine aynı şeyleri yaşıcaksın diyor..bi tarafım hayr affet özledin onları diyor..bilmiyorum ben mi çok iyiyim yoksa olması gereken bu mu ? hakkaten değer vermek böyle birseydir belkide..ama niye veriyorum ki onlar bana değer vermediklerini defalarca gösterdiler..o zamn niye arıyolar şimdi ne değişti..anlamıyorum insanları sanırım..benim dostluk anlayışım bu dünyada ki insanlara pek uymuyor sanırım...belki de ben insanlar da kendi anlayışımı aramaktan vazgeçmeliyim..beni mutlu edecek davranışları olmadıktan sonra dostluk denir mi ona,zor zamanlarımda yokken şimdi durup dururken çıkagelmesinin bi anlamı olmalı mı? onu affedeceğimi biliyorum..bu sorgulama boşuna..herseyin farkında olsam da ona yine dostum diye sarılacagım,kanacağım tüm yalanlarına,onu çok özlediğimi söyleyeceğim,özledim demesi çok samimi gelecek yine bana sonra eski günlerden bahsedeceğiz birlikte ne kadar eglendiğimizden o gün ve sonraki birkaç gün arayıp soracak beni sonra kesilecek aramaları ben arayacagm cevap vermeyecek bir kaç ay gececek böylece sonra yine arayıp birseyler uyduracak ve tam da ozamn ben buraya yine buna benzer seyler yazıyor olacağım...böyle bir dostluk bu..kabulleneyim ben en iisi..tamam
25 Temmuz 2009 Cumartesi
SOL NE DEMEK ?
Küçük çocuk annesine sordu: ''Sol ne demek?'' Anne bir süre düsündükten sonra yanitladi: ''Sol; sokakta seksek oynamak demek, korkudan öleyazsan da lunaparkta zincirli sandalyeye binmek demek, gece yatagindan gökyüzünü izleyip gözüne kestirdigin bir yildizla sir paylasmak demek, küçük foklari gaddarca öldüren fok katillerini hiç unutmamak ve kürk giymis bir bayanin üstüne, 'Yasasin foklar' diyerek kalici boya atmak demek, yunuslarin bazen bir insan oldugunu düsünmek ve onlarin o muhtesem özgürlüklerini kiskanmak demek, Afrika'da bir ay sonra 700 bin yasitin çocugun susuzluktan ölecegini ögrenip kumbaradaki parayi kosarak acil yardim kurumlarina götürmek ve bundan böyle dis firçalarken muslugu kapali tutmak demek, yemegini bitirip geri kalanini üsenmeden bir torbaya koyup en yakin hayvan barinagina götürmek demek, köpegini gezdirirken bir posete onun biraktiklarini almak ve çöp kutusuna atmak demek. Kesilen her agaç, yanan her orman için ne yapip edip mutlaka ve mutlaka agaç dikmek demek, kimselerin bu orada ne yapiyor demesine aldirmadan insanlarin kumsalda biraktigi çöpleri toplamak demek, çok merakli olmak demek, su yasadigimiz dünyada kaç dil konusuluyor, farkli kaç renk insan var, neden Çinliler sütle yapilmis yiyecekleri yiyemezler, Güney ve Kuzey Kutbu'na kaç kisi gitmistir, onlarin bu yolculuklarda basina neler gelmistir, su bizim oturdugumuz kentin kaç kapisi var, su bizim oturdugumuz kentte kaç müze var, yaziyi ilk bulan kavim Sümerlerin kaç tanrisi varmis, Hititlerin kaç tanrisi, Hint mitolojisiyle Yunan mitolojisindeki tanrilar birbirine ne kadar benzer, güçlülerin tanrisi Apollon'un da, Hint tanrilarindan en sevilen insan basli fil tanri Gades'in de yardimcilari neden faredir, bir karinca bir kilometreyi ne kadar zamanda kat eder, sesten hizli giden uçaklarin hizi saatte kaç kilometredir, neden erik agaçlari erken cicek açar, dünyada kaç çesit kurbaga vardir, insanin en yakin akrabasi gerçekten su sinegi midir, Freud neden herkesin bildigi bir bilim adamidir, karpuz neden soguk suya birakilir, dünyada parfüm yapilan kaç çesit çiçek vardir, çöllerde kum firtinalari neden hâlâ insanlarin korktugu bir doga olayidir, kirlik alanlarda neden ay ve yildizlar daha parlaktir, ask nedir, bu neden basimiza gelir, kalbimiz sik sik neden kirilir, vicdan nedir, neden yalan söylerken yüzümüz kizarir...''Küçük çocuk ''Anne dur biraz'' dedi, ''kafam karisti.'' ''Elbette karisacak'' dedi annesi, ''Dünyanin en zor sorusunu sordun, devami var. Sol demek; her yaptigin isin neye yarayacagini bilmek demek, okudugun her kitabi, denizlerin tuzunu, göklerin mavisini iyi bilmek demek, bir ormanda pusula olmadan Kuzey Yildizi'na bakip yolunu bulmak demek, herkes birinin karsisinda mum gibi dururken kendin gibi durmak demek, geceden ölesiye korkmak ama geceyi sevmek demek, gün batimlarini sevmek demek, ormandaki tüm sesleri sevmek demektir; kendin için dans etmek demek, agiz dolusu gülmek demek, her yenilgiden sonra söyle bir silkinip kendi küllerinden yeniden dogmak demek.''Küçük çocuk birden bagirdi, ''Simdi anladim'' dedi, ''Sol demek hiç durmadan düs kurmak demek!''
IŞIL ÖZGENTÜRK
IŞIL ÖZGENTÜRK
ROCK ÇOCUKLARI...BEKİR COŞKUN'DAN..
ŞARKILAR söylüyorlar... Şarkılar onlar için ekmek-hava-su gibi...
Bir konser öncesi, sabahın ayazında, montlarına sarılmış, ıslak çimenlerin üzerine kıvranmış uyurken görmüştüm onları.
“Neyi bekliyorlar?..”
“Şarkıları...”
Çoğu birkaç dil biliyor. Her şeyi tartışmaya hazırlar. Dünyanın tümünü kendilerinin kabul ediyorlar. Onlar için ırk-dil-din ayrımı yok...
Çevre savaşçıları, küresel emperyalizme karşı duranlar, savaşlara “hayır” diyenler de onlardan çıkıyor...
Kirli dünyaya itirazları var...
Ve özgürler...
*
Küçükçiftlik Parkı’nda yerli-yabancı grupların katıldığı Unirock Festivali vardı. İşte Başbakan Harbiye’ye geçerken onları gördü.
Çocuklar dans ederek şarkılarını söylüyorlardı.
O an içinden belki “Fesuphanallah...” dedi Başbakan...
Arabanın siyah camının arkasından, gözlerini kısarak, dolma saran tavşan görmüş gibi şaşkınlıkla baktı onlara.
Nitekim ilk konuşmasında “...Giderken maalesef gençliğimizin bir bölümünün halini gördük. Üzüntü vericiydi. Böyle sınırsız-kontrolsüz bir ahlaki erozyonun olduğu yapılanma bizi dertlendiriyor” dedi...
Ne yaptı ki çocuklar?..
Babalarının iktidarında tavuk yemi ithalatı işine mi girdiler?..
Büyük çarşıların önünü bedava kapatarak haşlanmış mısır ticareti mi yapıyorlar, babalarının adını sermaye yaparak?..
Baba dostunun bursu ile okuyup, bir anda mücevherat şirketi sahibi olma olanakları da yok...
Gemicik hayalleri de olamaz...
*
Onlar şarkılarını söylüyorlar...
Niye bu kadarcık haklarını “ahlaki erozyon” sayıp, ayıplayıp, sonra da oturup dertleneceksiniz?.. Şarkı söylüyorlar, şarkı...
Cennet kadar güzel, ama yağmalanmış-çalınmış bir ülkede doğdular... Onları bekleyen kötü yaşamlara, bunalımlara, işsizliklere, haksızlıklara, hukuksuzluklara karşı, şarkı söyleyerek yürüyorlar.
Sadece şarkıları var...
Bir konser öncesi, sabahın ayazında, montlarına sarılmış, ıslak çimenlerin üzerine kıvranmış uyurken görmüştüm onları.
“Neyi bekliyorlar?..”
“Şarkıları...”
Çoğu birkaç dil biliyor. Her şeyi tartışmaya hazırlar. Dünyanın tümünü kendilerinin kabul ediyorlar. Onlar için ırk-dil-din ayrımı yok...
Çevre savaşçıları, küresel emperyalizme karşı duranlar, savaşlara “hayır” diyenler de onlardan çıkıyor...
Kirli dünyaya itirazları var...
Ve özgürler...
*
Küçükçiftlik Parkı’nda yerli-yabancı grupların katıldığı Unirock Festivali vardı. İşte Başbakan Harbiye’ye geçerken onları gördü.
Çocuklar dans ederek şarkılarını söylüyorlardı.
O an içinden belki “Fesuphanallah...” dedi Başbakan...
Arabanın siyah camının arkasından, gözlerini kısarak, dolma saran tavşan görmüş gibi şaşkınlıkla baktı onlara.
Nitekim ilk konuşmasında “...Giderken maalesef gençliğimizin bir bölümünün halini gördük. Üzüntü vericiydi. Böyle sınırsız-kontrolsüz bir ahlaki erozyonun olduğu yapılanma bizi dertlendiriyor” dedi...
Ne yaptı ki çocuklar?..
Babalarının iktidarında tavuk yemi ithalatı işine mi girdiler?..
Büyük çarşıların önünü bedava kapatarak haşlanmış mısır ticareti mi yapıyorlar, babalarının adını sermaye yaparak?..
Baba dostunun bursu ile okuyup, bir anda mücevherat şirketi sahibi olma olanakları da yok...
Gemicik hayalleri de olamaz...
*
Onlar şarkılarını söylüyorlar...
Niye bu kadarcık haklarını “ahlaki erozyon” sayıp, ayıplayıp, sonra da oturup dertleneceksiniz?.. Şarkı söylüyorlar, şarkı...
Cennet kadar güzel, ama yağmalanmış-çalınmış bir ülkede doğdular... Onları bekleyen kötü yaşamlara, bunalımlara, işsizliklere, haksızlıklara, hukuksuzluklara karşı, şarkı söyleyerek yürüyorlar.
Sadece şarkıları var...
23 Temmuz 2009 Perşembe
20 Temmuz 2009 Pazartesi
...
aman ya her önüne gelen ülkeyi kurtarmaya calışıo sallıo öle aklına geleni sacma sapan ülke bilmem ne ..sonra ee gel yapalım bişiler böyle gelmiş böyle gitmesin diyoruz.. yok banane,gördük zamanında kurtarmaya calışanları diye mızmızlanıyorlar..şikayet etme kardeşim ozamn çık vatandaşlıktan terket beğenmediğin ülkeyi sende rahat et bizde edelim..adam gibi tartışanları tenzih ediyorum,böyle farklı kanallardaki akşam haberlerinden duyduklarını harmanlayıp çok entellektüel bi konuşma yapıomuş havalarına giren dallamalara lafım...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)