28 Mart 2009 Cumartesi

SON

Basladığım noktaya dönmeye hazırlanıyorum...5 günlük kaçış bitti ortaya çıkma zamanı...bu süre zarfında düşündüm de en büyük sorunum istikrar..ve yine düşündüm bir insanın bir işte istikrar sağlayabilmesi onu gercekten isteyip istemediğini bilmesine bağlı bu da kendini tanımasına,bilmesine bağlı.. pekii ben biliyo muyum ?? işte tüm soruların başlangıç noktası bu.. nerden bakarsan bak her yerden, başladığım noktadayım ya da değilsem bile yol alıyorum yavaştan,orda bulacaksın beni iyisi mi orda bekle !!!

25 Mart 2009 Çarşamba

herseye cevap vazgecmek. yaptigin dogrulari yanlisa ceviren guc olsa da toplumda. yoksa 4 yanlis asla 1 dogruyu goturmez hic bir makul aciklama ile. kimin onyargilarina kurban oluyorlar oyleyse ? hangi dogrumu sileceksiniz peki ? hangi yanlislar karsiliginda?

ben oynamiyorum. kurallar konusunda anlasmadigimiz surece oynamayacagim. vazgecebilir kalacagim ve mutlu olecegim. yalnizca vazgecmedikleri yetmez mi insana?(1)




(1)noktafa'dan

EVE DÖNÜŞ

Karaman'dan merhaba..çok uzun zaman olmuş yazmayalı,hayatım da çok şey değişti,peki ya ben? hala net bir cevap veremiyorum ama en azından değişimin sinyallerini verdim diyebilirim..DEĞİŞİM, gerçekten yaklaşık bir aydır bu konu üzerine baya bir kafa patlattım,ben miydim değişmesi gereken yoksa insanlar benim gibi düşünemediği için mi mutsuzdum asıl amacım onları değiştirmek miydi ? neydi değişimden kastım ? sanırım ikincisine daha yakındım ama bunun mümkün olmayacağını da biliyordum..şimdilik hiç birşeyi degiştirmemeye ve soyutlanmaya karar verdim nasıl olsa yanlışları düzeltemiyorum o zaman sessiz kalıp onaylamış gibi de görünmemeliyim..insanlar,yokum artık ,fiziksel benlikleriniz arasından sıyrılıp kendimle başbaşa kalacağım sizin sallamadığınız herşeyi öğrenmeye gidiyorum..bu esnada boş boş konuşup hasta etmeyin beni...

2 Mart 2009 Pazartesi

BİRİKİNTİ

Anlatacak çok şey var yine biriktirdim ama bu sefer sizinle hiçbirşey paylaşmak istemiyorum.
çünkü ne zaman yaklaşsam canım yanıyor. yada ne zaman yaklaşmaya çalışsam canım yanacak diye korkuyorum artık.yaklaşmaya çalıştım mı ben bundan önce? bilmiyorum ki? yaptıklarımı tanımlamaktan o kadar uzağım ki artık “ben” kelimesini kullanmaktan bile çekinir oldum.

25 Şubat 2009 Çarşamba

BM VE ESKİ YUGOSLAVYA İÇ SAVAŞI

evet yeni tez konum sanki eskisi varmış gibi oldu bu cümlede :) düzeltiyorum ilk tez konum. aslında 7.tercihti ama teknik bir hata yüzünden seçmek zorunda kaldım.an itibariyle pek bir kaynak bulamıyorum ama araştırcaz bakalım.Gelecek nesiller için seviniyorum bu konuda benim gibi kaynak sorunu çekmeyecekler literatüre damgamı vuracağım :) pek sevemesem de artık ona alışmaya başlasam iyi olur ya da önce neyi anlatacagımı çözsem daha iyi olur :) neye niyet neye kısmet puuff ya seçim yaparken bm konuluları eliyodum bunu sırf Tito amcanın hatırına eklemiştim listeye.işte bişiyi kafaya cok takınca daha da boka sarıyo işler.bunu her defasında görüyorum aslında ama ne zaman akıllanacagım merak ediyorum.bu arada bi ajanda sart oldu artık (ki teknik hata dediğim şey buydu. saatler karıştı(bu saatler karıştı içinde ayrı bir parantez lazım şimdi ,ne saati diye düşünenler için de kusura bakmasınlar artık o da eksik kalsın,anlamasınlar :).halbuki bi ajandam olsaydı yazsaydım oraya saati sonra da gidip ilk üç konumdan birini paşa paşa alsam fena mı olurdu ztn herkese aynı anda randevu verme olayı kronikleşmeye basladı iyice:).bana hediye almak isteyen varsa ajandaya cok sevinirim :)

saptık ya da saptırıldık

Blog kuruluş amacından saptı,sapıttı...zaten başladığı hedef dogrultusunda ilerleyen ne kaldı ki hayatımda.Herseyin sapkın oldugu bir ortamda blog düzgün ilerleseydi anormal olan asıl sapkın olan o olurdu...off yıllar,geçip gittiğiniz gibi aynı hızda geri dönebilseydiniz keşke.Bana birşey hissettirmeden ama.Sanki ben hep ordaymışım,hiç birşey yaşanmamış gibi.Birgün uyandığımda tarih ....(bilemedim,ama) gerilerde biryerlerde olsaydı ve ben kendimi,isteklerimi ozaman keşfetmeye başlasaydım.Tamamlamış olsaydım bircok seyi.Tamamlamak çok mutlak bir kavram bunu biliyorum.Ama hayata başlayışım yanlışken bir kelimeyi yanlış kullanmış olmamın üzerinde durmak ve onu düzeltmeye calışmak ne kadar mantıklı olur ? evet mantıksız olur,bende böyle birşey yapmayacagım zaten.Ayrıca bu yanlışı benden başka kimse görmeyecek görsede anlamayacak anlasada sallamayacak.Bu yazıyı genel olarak çözümleyemeyecek hiçkimse.Çünkü bunlar benim iç seslerim ve bunların hangi tonda,hangi amaçla yazıldıklarını benden başka kimse tahmin bile edemez ya da eder mi ?:) Şu an çok mutlu olduğum içinde saçmalıyor olabilirim.


Karşımda sınıf arkadaşım oturuyor.Ama beni görmemiş gibi yapıyor.Neden die düşünüyorum.20 küsür yaşlarında üniversiteli bir yabani var karşımda...sanki ilkokula yeni başlamış göz temasından bile korkan bir yeni yetme gibi önündeki masadan ayırmıyor gözünü...kimbilir belkide çok korkuncumdur ni ha haa :D 3 yıl aynı sınıfta okumuş ama birbirine yabancı insanlar...gittikçe yabancılaşıyoruz birbirimize,herkes kendi kabuğuna çekiliyor.Kimin suçu bu ? ya da suçlu var mı ortada ? Fakülte mantığı bu galiba,ilk gün,ilk yıl kimlerle tanışıp takıldıysan hayatında onlar oluyor.Geri kalanlar yabancı...Ama ben sıkılıyorum bu durumdan,yoruluyorum aynı kişilere birseyler anlatmaktan ve bu anlattıklarım hakkında en ufak bir fikirleri olmamasından...Etrafımdakilerle daha da küçülüyorum sanki.Beni omuzlarımdan tutup silkeleyecek biri yok mu ? Anlattıklarıyla beni dumur edecek biri,bakış açımı değiştirecek birileri yok mu oraaaaadaaa ?


'Kitap en iyi dosttur ' bir kere daha en anlamlı söz olarak geçti,beynimin kıvrımlarından.Ne güzel ne duymak istiyorsan onu anlatıyorlar.Okurum ozaman bende,konuşmayın benimle hatta anlatacak birşeyin yoksa uzak dur benden oglum/kızım herneysen işte !

24 Şubat 2009 Salı

MONOTONN

Hergün diğerinin aynısıyken gelişimi nasıl yaşayacağım ? Kötü olan bu duruma bir son veremiyor ama hergün son vereceğim diye kendime sözler veriyor olmam dolayısıyla sözlerinde bir anlamı kalmıyor bir süre sonra.Onlar da tıpkı günlerim gibi kendini yineliyor ama yenilemiyor...Bu durağanlık,bu aynılık çıldırtıyor beni.Sanki damarlarımdaki kan hayatıma uyum sağlamış aynı rutinlikte akıyor.Omur ilik soğanımdan tüm hayat enerjimi çeken bir şeyler var...Esir alıyor beni bu statik durum.Yapılacak onca şey varken harekete geçemiyorum,görünmeyen eller beni kontrol altında tutuyor sanki...Gitmek istiyorum burdan olmayan ülkeme, olmayan evime.Ozaman bitecek sanki bu oksijen tüketim işi.
Kurt Cobain'i anlayabiliyorum üretememek,öğrenememek,gelişememek çok acı verici.İnsan bazen son versem mi diye düşünmeden edemiyor.Ama bu korkaklık.Ozaman sadece acılarını değil üretebilme ihtimalini de yok ediyorsun.Seni sıkan yalnızlığa,durağanlığa geri dönüşün olmamacasına gömülüyorsun.Yaşamalı,yaşamalı korkmadan,kaçmadan,durmadan tüketmeden...Ama nasıl ?
Sorun üretip üretmemek de degil aslında, faydalı olabilmek.Herşeyden önce kendine faydalı olabilmek.Bunun yolu da üretmekten geçiyor.Üretimi tamamladığın zaman duyduğun haz fazlasıyla tatmin ediyor seni ve mutlu oluyorsun.Buna karşılık gelen kelime 'ego'.Sanırım egolarımız ne kadar tatmin oluyorsa o kadar mutluyuz.Doğruluğu ya da yanlışlığı ayrı bir tartışma konusu.Burada sadece mutsuzluğumun nedenine,kökenine inmek istiyorum.Birşeyler bulmaya yaklaştığımı söyleyebilirim.Ama herzamanki gibi teorik çok kolay pratikse depresyona sokacak kadar güç.Buradan ego tatmin olunca depresyona girilmez gibi düz bir mantık çıkarmak da yanlış olur.Depresyon bu nedensiz yere kendine çekebilir sizi.Tamam o zaman yeni araştırma konusu depresyon olsun :)
Tek başına düşününce herşey ne kadar basit görünüyor.Sonuçta çift sarmal yapılı organik bi bileşimin oyuncağıyız.Mutsuz musun ? Çikolata ye mutluluk hormonu salgıla,halsiz misin ? öpüş adrenalin salgıla...Güneş ışıyor bedenine bilmediğin milyonlarca reaksiyon sonucu farklı gör dünyayı :) herşey bu kadar deterministikse bu mücadele niye ? Ego? ,depresyon?,neden bu kadar rahatsızız ?
Bide düşündüm de herkes üretemiyorum neden acaba ? diye bu kadar kafa patlatsaydı,hala bu durumda mı olurduk ? Tüketimden şikayet eden bir toplum.Hımm hiç fena değil