5 Ekim 2011 Çarşamba

bazen bişeyler oluyor ve yazmak istiyorsun.. kelimelri kafanda düzenlemeden, gelişigüzel salıyorsun meydana, hiç yazmaman gereken şeyleri dizginleyemiyorsun.. tıpkı hiç düşünmemen gereken şeyleri düşündüğün gibi.. bazen de yine birşeyler olur ve o birşeyler hakkında çok düşünmen gerekir, kafa patlatman gerekir tabiri caizse, ama düşünmezsin, erteler durursun, hep geriye itersin bilinçaltında.. işte ikisini birden yaşadığın anlarda, ''düşünmek istemiyorum ama bir türlü aklımdan çıkmıyor'' dediğin anlardır... işte tam bu noktada da, kapı çaldı ilham gitti arkadaş :))

4 Ekim 2011 Salı

BURASI NERESİ? VE BİZ NE YAPIYORUZ?

yaşadığımın yerin neresi olduğunu bilmiyorum.. ben nerdeyim diye uyandım, yıllar yıllar önce.. tanımlama yapmak imkansız, çünkü bir kaç saat hatta dakika hatta bir an içinde herşey tepetaklak olabiliyor yaşadığım yerde, yaptığım tanımlamalar, anlamsızca bir araya gelmiş söz öbeklerinden ibaret kalıyor.. bu günlerde( zamanı yakalamaktan uzaktayım, belki gün dediğim yüzlerce yıllık bir zaman dilimi) insanlar insanları öldürüyor, onlara göre çok geçerli sebepleri var ama ben anlamıyorum dillerinden.. nasıl bir döngünün içinde olduğumu anlamaya çalıştığım sıradan bir günde, yine tanımlamalarımın dışına çıkarak, bu sefer insanlar hayvanları öldürmeye başladılar, yine çok geçerli sebepleri vardı ama ben yine anlamıyordum.. dünya diyorlar buraya, bazen çok küçük bir yer, elimi kaldırsam tavana değebiliyorum, delip çıkmak istiyorum bu düzenin dışına.. ama bazen de o kadar büyük bir yere dönüşüyor ki, ne ben nerede olduğumu anlayabiliyorum, ne de nereye gitmem ya da ne yapmam gerektiğini.. işte böyle anlarda ( ki bu 'an' ın tanımını yapamıyorum, belki de nefes aldığım 'her an' ) sadece haykırabiliyorum, YETER ARTIK! DURUN!, onu da içten içe yapabiliyorum çoğu zaman, çünkü beni duymuyorlar ve anlamıyorlar, tıpkı benim onları anlamadığım gibi... onlar öldürmeye, savaşmaya ve yıkmaya devam ediyorlar.. ve ben bunun ne zaman son bulacağını bilmeden, nereden, ne zaman ,neden ve nasıl geldiğimi bilmediğim bu 'dünyada' yaşamaya(?!) devam ediyorum..

15 Temmuz 2011 Cuma

bu ülkede yaşayınca insan kıyameti daha iyi anlıyor ve Allah'a hak veriyor. Bir yerde bitmeli bu çirkinlikler, savaşlar..herşey son bulsun, herkes huzura ersin..Hayatın kendini resetleme zamanı geldi.. bu kadar yorucu gündem varken, yaşadığımız hangi an'dan zevk alabiliyoruz ki zaten? bitsin de kurtulalım..

24 Mayıs 2011 Salı

mal insanlar ve etkileri

Hayat öyle insanlarla karşılaştırıyor ki, kendim olduğuma şükrediyorum. Şikayet ettiğim bi sürü özelliğim var elbet ama en azından şikayet edilecek özelliklere sahip olduğumun farkındayım. Körü körüne bağlı değilim kendime, sorgulamayı biliyorum.. en önemlisi de beynimin ve kalbimin ''iyi'' olduğunu biliyorum.. göreceli bi kavram tabi ama kötüye göre görece kazanacak cinsten..
insanoğlu neden iyilikten anlamamakta ısrar ediyor, bunu çözemiyorum. neden kasıyor bu kadar, neden zor olanı seçiyor ? çocukça sorularım var ama ciddiye alıp cevaplayan yok maalesef.. benim kendime göre cevaplarım var ama birileri hayatı bu kadar ciddiye almamak gerektiğini öğretmeli, bu tiplere.. en azından bu kadar küçük şeylere takılacak kadar değerli olmadığını bilmeliler.. ama bilemeyecekler ne yazık ki.. çünkü bu tarz cümlelerden anlayacak kapasiteden yoksunlar.. kısacası acınacak haldeler ama farkında değiller, burdan onlara kocaman bir YAZIK gönderiyorum.. kendilerine ve etrafındakilere hayatı zehir etmeye devam etsinler.. sonunda belki, acınacak halde olduklarını farkederler (iyimser olmaktan kurtulamıyorum)... kendimede sabır diliyorum..
spesifik bir tanımlamadan kaçınmak istiyorum ama bana genelde aynı özelliklere sahip mallar denk geliyor.. yada bunların hepsi aynı bilemiyorum.. bunlar genelde hiç bir halttan anlamadıkları halde çok anladıklarını sanarak sizi ezmeye çalışıyorlar.. sizde tüm iyi kalpliliğinzle alttan alıyorsunuz.. işte en büyük hata da burada başlıyor.. çünkü bu malların böyle bir olgudan haberi olmadığı için haksız olduğunuzdan dolayı sustuğunuzu sanıyorlar ve o kuş kadar beyinleriyle vitesi daha da arttırıyorlar, daha da bozuyorlar, öyle bir bozuyorlar ki önünü alamıyorsunuz.. sonuç olarak sizin gibi sabırlı bir insan bile yeteer ulan moduna geliyor.. ama onlar hala birşeylerin farkına varamadan ve kendilerini dünyanın en haklı insanı olarak görerek oksijen tüketmeye devam ediyorlar...

12 Mayıs 2011 Perşembe

öle böle

Bazen bir hayal kurarsınız, bir plan yaparsınız..ve o gerçekleştiğinde bir daha hiç mutsuz olmayacağınızı sanırsınız.. Ama o hayal gerçek olupta yaşamaya başladığınızda yine sıradanlaşmaya başlar herşey.. yine mutsuzluk cümleleri kurmaya başlarsınız.. İşte bu hayattır.. saçma sapan bir döngü..

6 Aralık 2010 Pazartesi

deli saçmaları# 2

yine yokuş aşagı gidiyorum hayatta, ne yaptığımı ne yapmak istediğimi düşünmek istiyorum frene basıp.. yine karmaşa hakim düşüncelerime,yaşantıma.. düşüncelerimi toparlayamıyorum.. ne anlatıcaktım ben,aklıma ne gelmişti de bastım yeni kayıt butonuna..bilmiyorum.

dün çok sevdiğim biri benimle ilgili bir hayal kırıklığını dile getirdi , sanırım bunu düşünmeliyim..
bu hayalkırıklığına neden sebep oldum.. düşündüğü gibi miyim ben gerçekten? hayır. o zaman olduğum gibi görünemiyor muyum ben? bu soruları cevaplamalıyım.. kendim üzerine çok az düşünüyorum, sorumlukluktan kaçıyorum belki de.. düşünürsem bulurum sorunu ama ya sorunu bulduktan sonra da çözemezsem diye korkuyorum belki de.. ama korkak değilim ki ben.. Tanıdığım en güçlü insanım ben.. öle davranmalıyım ozaman.. evet,bu! bunu sölicektim işte : ÇOK GÜÇLÜYÜM !

9 Kasım 2010 Salı

Karbon Kopya adlı kitaptaki Sevgili Kardeşim… öyküsünden

Artık sadece yazıyorum; sadakatle sevmeyi sürdürebileceğim tek değer yazmak. Hafızamın oyunlarına yenik düşsem de, yazdıklarımın hangi limana ait gemiler olduğunu kestirememenin acısıyla geceler boyu terlesem de, tıpkı buradaki incir ağaçlarının birbirine benzerliği gibi ikiz ruhlu metinlerin gel-gitinde boğulsam da, benden önceki yaşamların bir karbon kopyası olmaktan öteye gidemesem de yazmaya, bitmesini istediğim güne kadar da yaşamaya devam edeceğim.